Öncelikle “deve misali” şeklinde nitelendirebileceğimiz Ulusal Birlik Partisi (UBP) hakkında makale yazmanın beni pek memnun etmediğini aksine üzdüğünü ifade etmek istiyorum.

KKTC demokrasisi ve siyaset kurumunun gelmiş geçmiş en önemli aktörü durumunda olan UBP’nin içine düşmüş olduğu vahamet aslında sadece beni değil tüm toplumun gailesi olmalıdır.

Kıbrıs Türk toplumunun refahı ve mutluluğu hiç kuşkusuz KKTC Anayasasında yer aldığı gibi demokratik hukuk devletinin hayat bulmasıyla mümkündür.

Demokrasi rejiminin olmazsa olması tartışmasız siyasi partilerdir. Bir ülkedeki demokrasi rejiminin kalitesi ise siyasi partilerdeki demokrasi anlayışı ve işleyişinden ayrı düşünülemez.

Sıkı sıkı sarılmamız gereken demokrasi gibi yüce değerin UBP’de yerlerde süründüğü dikkate alındığında ülke demokrasisi için endişelenmemek elde değildir.

UBP hakkında herkesin bildiği şeyleri tekrar bahsetmek istemiyorum. Ancak, konuyu eski parti başkanı ve başbakanlardan Sayın Dr. Faiz Sucuoğlu’na getirmek için meselenin evveliyatına değinmeyi gerekli görüyorum.

Özellikle Sayın Ersin Tatar’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra UBP’de demokratik meşruiyet, darbe üzerine darbe yemektedir.

Hatırlanacağı gibi; pek demokratik olmayan tembihli yöntemlerle Sayın Ersan Saner’in önce başbakanlığı, sonrasında ise parti başkanlığı UBP’ye ve topluma empoze edilmiştir.

Akabinde, bir nevi FETÖ taktiklerine başvurularak Saner’in başbakanlığı sırasında yıpratılmasına ve kurultayda adaylıktan çekilmesine neden olan bir süreç yaşatılmıştır.

Saner’in aday olmadığı Kurultayda Dr. Faiz Sucuoğlu tarihi bir zaferle parti başkanlığına seçilmiş ve bilahare Başbakanlık görevini üstlenmiştir.

Yaklaşık yedi aylık Başbakanlık yapan Sucuoğlu, hegemon güçler tarafından kifayetsiz bulunarak koalisyon ortaklarının taşeronluğunda Başbakanlıktan alınmış ve görev partinin abisi yakıştırmasıyla Dt. Ünal Üstel’e verilmiştir.

O günün parti başkanı Sucuoğlu olmasına rağmen UBP milletvekilleri ve hatta kerhen da olsa Sucuoğlu dahi Ünal Üstel Başbakanlığında kurulan hükümete güven oyu vermiştir.

Parti Başkanı olmasına rağmen darbe ile Başbakanlıktan uzaklaştırılan Sucuoğlu, bu süreçte gerek partinin gerekse toplumun faydasına olabilecek güçlü bir liderlik veya omurgalı bir duruş ortaya koymamıştır.  Aksine korkak ve ürkek bir izlenim vererek parti başkanlığından çekilmiş ve tek aday olarak Ünal Üstel’in UBP genel başkanı olmasının önünü açmıştır.

Türkiye Başkanlık seçimleri sırasında Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi halinde Sucuoğlu’nun tekrar geri geleceği yönünde yayılan spekülatif haberler hepimizin kulağına gelmiştir.

Kılıçdaroğlu Başkan seçilmediğine göre; UBP Tüzüğüne göre Kasım 2023’de yapılacak kurultayda tekrar aday olacağı yönünde Sucuoğlu’nun verdiği mesajları anlamlandırmakta zorluk çekiyorum.

Sucuoğlu tekrar aday olmakla UBP üyeleriyle dalga geçmiyorsa ve samimi ise aşağıdaki sorulara yönelik net açıklama yapması gerekiyor diye düşünüyorum:

Koalisyon ortaklarının taşeronluğunda Başbakanlıktan alınmanızın esas nedeni ne idi?

Parti başkanı ve başbakanı seçen/atayan hegemon güçlerle neden ters düştünüz? Bu güçlere karşı neden direnmeyip teslim oldunuz?

Parti başkanı olmanıza rağmen UBP milletvekilleri ve siz dahi aleyhinize kurulan hükümete neden güven oyu verdiniz?

SONUÇ OLARAK; GEREKLİ CESARET, BASİRET VE DİRAYETTEN YOKSUN OLARAK OMURGALI BİR DURUŞ SERGİLEMEYEREK ÖNCE BAŞBAKANLIKTAN, SONRASINDA İSE PARTİ BAŞKANLIĞINDAN ÇEKİLME DURUMUNDA KALDIKTAN SONRA BUGÜN NE DEĞİŞTİ Kİ TEKRAR ADAY OLABİLECEĞİNİZİ TERENNÜM EDİYORSUNUZ?