Futbolun Ekonomi Politiği

Abone Ol

Pazartesi akşamı Türkiye ve Kıbrıs’ta on binlerce kişi statta, milyonlarca kişi de ekran başında Fenerbahçe ve Galatasaray arasındaki futbol maçını izledi.

Futbol bütün dünyada olduğu gibi Türkiye ve Kıbrıs’ta da en çok izlenen, en çok oynanan gerçek anlamda bir kitle sporu.

Kitle sporu olması da öyle rastgele söylenen bir niteleme değil.  Çünkü futbol, anavatanı İngiltere’de kriket, polo gibi zengin sporlarına alternatif olarak orta ve alt sınıftaki geniş kitlelerin oynadığı nispeten ucuz ve kuralları kolay bir spor olarak başladı.  Önce Avrupa’ya sonra dünyanın her yerine yayılmış bir spor oyunu olarak da evrenselleşti.

Tabii işin içinde geniş kitleler olduğundan siyaset ve ekonominin kesiştiği alanda ekonomi politiğin odağına yerleşmekte gecikmedi.

Dahası futbol, aslında sosyoloji, psikoloji, ekonomi ve siyaset biliminin ilgi alanına giren, çoklu disiplinler arası bir spor.

Bütün bu özellikleriyle futbol, geniş kitlelerin afyonu olarak eleştiri konusu da oldu: Onu, yönetici sınıfların geniş kitleleri avutmak, dikkatlerini ülkenin temel sorunlarından uzaklaştırmak, onları uyuşturmak için kullanılan bir stratejik araç olarak kabul edenler de var.

Örneğin, İspanya’yı 40 yıl demir yumrukla yöneten Franko’nun iktidar sırrında futbolu stratejik araç olarak kullandığı konusunda siyaset bilimciler hem fikir. Kendisini destekleyen Real Madrit için, Madrit’te ünlü St. Bernabeu stadını yaparken, ‘bana 120 bin kişilik bir uyku tulumu yapın’ diye emir verdiği anlatılır.

Elbet, kötü amaçlı kullanılsa da futbol kitlelerin en çok oynadığı, seyri en güzel spor dallarından birincisi. Çeliğin, silah olarak da kullanılması onun değerini düşürmez; onunla binalar ve insanlığa yararlı pek çok şey de yapılır. Futbola da bu şekilde bakmak en doğrusu.

Ne var ki artık futbolun doğduğu zamanki gibi ucuz ve siyasetten tamamen arınmış bir spor olmadığı kesin.

Futbol kulüplerinin borsaya girmesi, takım formalarına ve stadyumlarına alınan milyonlarca liralık reklam geliri, kulüp ürünlerinin satışından elde edilen gelir, medyadan,özellikle yayınlar üzerinden elde edilen gelir futbolu artık bir endüstriye dönüştürmüştür. Dünyada bu endüstride dönen para pek çok ülkenin gayri safi milli hasılasından bile büyüktür.

Bunlar yasal sınırlar içinde olan ve kabul gören gelirler.

Ama, işin bahis, karaborsa, şike, teşvik gibi yasadışı ve kabul edilmemesi gereken ekonomik boyutu da var.

Bu son sayılanlar, bir noktada siyaset desteği de gerektirdiğinden, ülkelerin futbolu yöneten otoriteleri bu konuya azami hassasiyet göstermelidir.

{ "vars": { "account": "G-4YY0F4F3S9" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-1E4JSD5JXZ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }