KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimleri için geriye sayım başladı. Ekim ayında yapılacak seçimlerin adayları kesinleşmemekle birlikte iddialı adayların isimleri siyasi kamuoyunda tartışılıyor.
Zaten bu isimler kendi durumlarını ve rakiplerinin potansiyelini görüp strateji geliştirmek için kamuoyu araştırmaları yaptırmaya çoktan başladılar.
Seçmen, Cumhurbaşkanlığı için 1974'den bu yana on kez sandık başına gidip tercihini yaptı. Şimdi 11'inci kez tercihte bulunulacak.
Yürürlükte mevzuata göre cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olacak kişilerde aranan şartlar çok fazla değil. Adli sicil temizliği, 35 yaş sınırı, üniversite mezuniyeti, askerlik ödevini yapmış olmak, ülkede en az 5 yıldır ikamet ediyor olmak ve tabii KKTC vatandaşı olmak yeterli.
Durum böyle olunca, aslında teorik olarak pek çok kişi Cumhurbaşkanlığına aday olabilir. Gerçi bugüne kadar öyle oy pusulalarına sığmayacak kadar çok kişi aday olmadı. Ya da işin ciddiyetini bozacak kadar bir aday profili ile de karşılaşılmadı.
Ama bu durum potansiyel bir tehdit olarak seçim sisteminin zayıf karnını oluşturuyor.
Nitekim bu potansiyel tehditten hareketle, YDP Genel Başkanı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın bir yasa önerisi hazırladığı anlaşılıyor.
Bu çalışmaya göre Cumhurbaşkanı olmak isteyenlere, yukarıdaki şartlara ek olarak bir yeni şart daha eklenmesi öneriliyor.
Bu yeni şart aslında aranan özelliklerle ilgili değil. Esas olarak aday olmanın usulüyle ilgili.
Buna göre, aday olacakların başvuru dilekçesinin kabul edilmesi için en az 1500 imzalı seçmen desteğinin bulunması gerekecek.
Bir başka anlatımla, mevzuatın öngördüğü şartlara sahip bir kişinin, aday olabilmesi için, 1500 seçmen imzası ile bu iradesini desteklemesi gerekecek.
Sayılar ve oranlar değişse de başka ülkelerde de benzer düzenlemeler bulunur.
Cumhurbaşkanlığı, devletin en üst makamı, toplumun da en yüksek temsil yeri olduğuna göre, onun seçiminde de daha titiz olunması, işin başında küçük bir temsil filtrelemesi yapılması, yararlı bir öneridir.